|
Milliyet gazetesi sanat ekinde çıkan roportajı çok beğenerek okudum. Bu sitenin önemini böyleikle daha iyi anladım. Çünkü benim o roportajı medyadan okuma ihtimalim zayıf, ama site sayesinde buna kavuştum. Roportajdaki Mehmet Atlının yeni albümü hakkındaki düşünceleri, çok ilgi çekici, albümlerin cazibesini artıyor. Hele "wenda" ile ilgili olanlar...gerçekten yorumsuz olmazdı. Ben Mehmet Atlı için hep bizden biri ddiyorum, ama sanatta ve duygularda bizden daha beri biri, çünkü o, hayatta yaşadıklarımızı, acı, heyecan ve özlemlerimizi işliyor. Bizim konuşmaya çekindiğimiz düşüncerimizi, serüvenlerimizi ve içimizde tarif edemediğimiz acı ve sorunlarımızı ayrı atmosferde ortaya seriyor. Sanatçının duyguları çok iyi anlatabilmesi ve düşünceleri ortaya koyması-tartışmaya açması için yüreğinin büyük olmasının gerekliliği işte burda ortaya çıkıyor.
Bu yuvarlak lafları şunun için yaptım;toplumda sesi çok çıkanlara baktığımız zaman siyasetçilerin sesi daha çok gür çıkıyor. Ama ben sanatçıların seslerinin samimiyetine daha çok güveniyorum. Tabi ki sanatçı tanımının çerçevesinde kalanlar, yukarda baksettiğim özelliklere sahip olanlar için kullanıyorum. Sanatçının, siyasetçiden en belirgin farkı duygusal ve düşünsel bağımsız olması, içindeki sesi daha çok ön plana çıkarmasıdır. Mehmet atlının "kürt sorunu" yorumunun modernleşme ile ilişkilendirmesini bu çerçevede değerlendiriyorum. Bu sorunu sadece bu boyuta indrigemediği zaten anlşılıyor.
|