forum.mehmetatli.com

mehmetatli.com

Mehmet ATLI dinleyicileriyle buluşuyor...

Zaman: 06 Eyl 2010, 06:05

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]




Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 
Yazar Mesaj
 Mesaj Başlığı: Aram'ın Anısına...
MesajGönderilme zamanı: 17 Ağu 2009, 15:05 
Çevrimdışı
Mehmet
Kullanıcı avatarı

Kayıt: 05 Kas 2007, 23:51
Mesajlar: 46
Kürt Müziği önemli bir öncüsünü kaybetmiş bulunuyor. Öneminin yeterince farkında mıydık, ondan yeterince feyz alıp kendisinden öğrenebileceklerimizi yeterince öğrendik mi, emin değilim. Umarım uzun yıllar yaşadığı Avrupa’da araştırmacılar, genç müzisyenler ve konunun ilgilileri kendisiyle geniş söyleşiler yapmış, hafızasını kayıt altına almış, “insan” Aram Tigran’ın hikayesine ve tanıklıklarına birinci ağızdan vakıf olmuşlardır. Ama bu konuda pek ümitli değilim. Zira, tarihin savaşlar tarihi, hayatın siyasal denklemler ve mücadeleler içinden kavrandığı bir geleneğimiz var. Kişisel tanıklıkların, monografilerin, biyografilerin, hatıratın, içinde şekillendikleri, hayat buldukları kültürel dokuya dair sundukları zengin ipuçlarının henüz yeterince farkında bir toplum olduğumuzu düşünmüyorum.

Bu açılardan Aram Tigran müstesna bir örnekti. Coğrafyamızın çok kültürlü gerçeğinin canlı bir figürüydü. Heidegger’in bir sözünü duymuştum: “Tek meskenimiz dilimizdir” diye. Aram, kendine ev olarak Kürtçe’yi seçmişti ya da kavminin yaşadığı trajedi onu bu eve getirmişti. Bu durumla barışık bir hali vardı. Ermeni kimliği ile kurduğu ilişkinin genişliğini ve derinliğini bilmediğimden onun kamusal alana çıktığı yönü, Kürtçe Müzik Sanatçısı kimliği üzerinden konuşabiliyorum ancak..

Bu çerçeveden baktığımda duru, anlaşılır bir Kürtçe; cümbüşte ve bağırmayan, naif bir seste cisimleşmiş rafine ve hünerli bir müzisyenlik, sade ama şık ve bakımlı fiziki görünümü ile tam bir beyefendi fotoğrafı görebiliyorum.

Kendisiyle aynı kulisi iki kez paylaşma şansına sahip oldum. İkisi arasında on iki yıllık bir süre olmasına rağmen hiç yaşlanmayan bir görüntüsü, neşesi vardı. Kuliste dinleyicilerini kibar karşılar, biz genç müzisyenlerle hemen çocuklaşır, cümbüşü eline alıp aklına, Yunanca, Ermenice, Kürtçe, Türkçe hangi şarkı gelirse okur, okuduğu şarkıdaki müzikal inceliklerin altını çizmek istercesine zeka parıltıları ile gözlerimize bakardı. Bu hali ile “dünyalı” olmayı başarmış, çocuk ruhlu, renkli bir insan portresi çizdiğini söyleyebilirim. Ben de ona birkaç şarkımı çaldım, beğendi ve beni onurlandırıp sevindirdi. Serdar Keskinle bize kaç yabancı dil bildiğimizi sordu. Neredeyse hiç, diye cevapladığımızda hayıflanıp “Çok fakirsiniz” dedi. Dilin zenginlik demek olduğunun gayet farkındaydı.

Özellikle annem çok sevdiği için, kasetleri uzun yıllar evimizde çalınıp duran Aram’ın, müzisyenliğimin oluşmasında önemli bir yeri var. Onun tanıtıp sevdirdiği kimi şarkıları yorumladığımız oldu. Bunlar daha da işlenebilecek zengin melodiler, güzel sözlerdir. Böylelikle Aram, genç kuşak müzisyenlerin sesinde yaşayacak. Bıraktığı miras üzerine iyi düşünmemiz gerek. Sadelik onun belirgin yönüydü. İstanbul’da yapılan kayıtlarda seçilen orkestrasyonlarda bu yönüne ters davranıldığını ve müziğine yakışmayan standart bir “türkü albümü saundu” oluşturulduğunu üzülerek söylemek istiyorum. Ve ne yazık ki geçen yıl İstanbul’da Aram’ın ve müziğinin sadeliğinin yeterince dikkate alınmadığı bir etkinlikle misafir edildiğini gördük. Mimarisi, akustiği, dekorasyonu çok çok elverişsiz bir düğün salonunda, sahnede virtüözite sergileyen kalabalık bir orkestra eşliğinde Aram’ın ve cümbüşünün naif sesini duyamadık. Oysa dinleyiciler onu İstanbul’da ilk ve son kez dinliyorlardı. Umarım bir ders çıkarmışızdır.

Son olarak, adı bir dil ile özdeşleşmiş, sevenlerinin kalbinde ve genç kuşak müzisyenlerin sesinde yaşayacak bir sanatçının nerede yattığı çok da önemli değildir. Ama bir insanın vasiyetine, son isteğine saygı göstermek bir yana; Kürtler onu bir değer olarak kabul ederken, hele de “Huzur ve Barış Açılımı” gibi projelerin tartışıldığı, ülkenin geçmişi ile yüzleşmesinin konuşulduğu bir dönemde bu vasiyetin resmi prosedürler içinde boğulmasına göz yumulmasını, hükümetin, Kürtler ve Ermeniler nezdinde önemli bir jest fırsatını kaçırması olarak değerlendiriyorum, nezaketsiz buluyorum. Biraz vicdan, biraz samimiyet diyorum.
Anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Mehmet Atlı
(Tîroj dergisi için hazırladığım yazı)


Başa Dön
 Profil Özel mesaj gönder  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
Geçiş yap:  
cron
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye